Derneğimizin Tarihçesi

Süreyya Ağaoğlu ‘’Bir Ömür Böyle Geçti’’ isimli eserinde Derneğimizin kuruluş ve gelişim öyküsünü şöyle anlatmaktadır:

"Yine 1949 yılında hayatımda beni en fazla tatmin eden işin ilk adımlarını atıyordum. İngiltere ve Amerika’da başıboş çocuklara devletçe ve özel derneklerce gösterilen  ilgiyi bir hayli tetkik etmiş, bu çocuklar için kurulan müesseseleri gezmiştim.  Bu beyanda Chicago’da Jane Adams adlı bir hanımın, cürüm işlemeye meyilli çocuklar için kurduğu yurtta birkaç gece kalarak incelemeler yapmıştım. İngiltere’de de fakir mahallelerde çocuklarla ilgilenen teşkilatları tetkik ettim. Bunlar arasında meşhur bir Çocuk Mahkemesi Hakiminin bu çocuklara tahsis ettiği büyük ev hayranlığımı çekmişti. Bu incelemeleri yaparken gözümün önüne bizim köprüaltı çocukları, onların sefaleti, ve başıboşluğu geliyordu.

derneğimizYurda döndüğüm bir sırada arkadaşlarıma bu çocuklarla ilgilenecek bir dernek kurma fikrimi açtım. İki yıllık bir konuşma ve ikna devresinden sonra 1948’de, İstanbul’daki evime tanınmış iş adamlarımızı, bir çok meslek sahibi hanımı davet ederek bu konunun müzakeresini istedim. Fikir büyük bir zevk ve heyecanla karşılandı. İkinci toplantıda katılanların sayısı yarıya indi. Üçüncü toplantıda ise 10-15 kişi kalmıştık. İşte bu 10-15 kişiyle 1949 yılında  ‘’Çocuk Dostları Derneği’nin ilk nüvesini kurduk. Geceleri, o zamanlar esrarkeş karargahı olan Tophane’de Kılıç Ali Paşa ve Kubbeli Hamamlarında yanımızda olan Galata Nahiye Müdürü ve bir polis olduğu halde aramalara çıkıyorduk. Manzara korkunçtu: Küçük çocuklar her türlü sefalet ve ahlaksızlığa karşı korumasız, hamam taşlarına uzanmış ve esrarkeşlerin arasında yaşıyorlardı. Birkaç gazeteciyi konuyu kamuoyuna duyurarak bize yardımcı olmaları için davet ettik. Bir kısmının bize hakikaten yardımcı olmalarına mukabil diğerleri ‘’kürkle hayır işine çıkmışlar’’ diye alay etti. Türlü  güçlüklerden sonra Çiçek Pazarında Çocuk Esirgeme Kurumu’nun malı olan eski bir medrese binasında yurdu açtık. Bu işte en büyük yardımcım, gündüzleri Mobil Oil’de çalışan ve geceleri de 24’e kadar yurtta bu çocukları karşısına alıp onlarla meşgul olan Nimet Selen Hanım’dı. İlk zamanlar çocuklar bizden kaçıyorlardı. Büyük çabalar sonucu yurttaki çocukları bir düzene sokabildik, okula veya işe yerleştirdik. Çocuklarımız arasında Almanya’da otomobil fabrikalarında ustabaşı, elektrik şefi olanlar bile yetişti.

Çocuklardan Nevzat adlı bir genç sonradan Kore harbine katıldı. Gitmeden ve oradan bana anne hitabıyla yolladığı mektuplar beni hem derin bir mutluluğa hem de derin bir ızdıraba boğuyordu. Anne hasretiyle yetişen bu genci Kore’den dönünce Deniz Yolları’na yerleştirdik. Ne yazık ki Nevzat  ‘’İzmir Körfezi’’ deniz faciasında görev başında hayatını kaybetti. Diyebilirim ki yurt konusunda beni ve arkadaşlarımı en çok sarsan bu olay olmuştur. Başıboş, kimsesiz, kötü yola yönelmiş birçok çocuğu yetiştirip onları manen, maddeten kendilerine ve topluma yaralı insanlar yapmak bana olduğu gibi arkadaşlarıma da sınırsız bir haz ve sevgi vesilesi oluyordu. Yurdu sonra Feneyolu’na daha sonrada Ayazağa’da hazinenin ihaleyle sattığı bir arsa üzerine inşa edilen kendi binasına naklettik."

başa dön